Ana içeriğe atla

Gereksiz Koşuşturmaca

Merhaba arkadaşlar nerede kalmıştık en son boşluk hissini anlatıyordum öyle değil mi? Eskiden yani 12-13 yaşlarımdayken bazen hatta şimdi bile yok olmak istemişimdir.Yok olmaktan kastım sanki kimsenin hayatına girmemişim gibi çıkmak,kimseyi üzmeden,hayatın anlamsız maratonundan ebediyen uzakta kalmak.Bence muhteşem bir şey çünkü bir yerden sonra her şeyin boş olduğu, her şeyin saçma sapan bir halkadan ibaret olduğu anlaşılıyor.Bazılarınıza göre dinsiz,imansız,hatta allah inancı olmayan biri bile olabilirim fakat bu söylediklerimin hiçbiri değilim.Tam tersine gayet inançlı biriyim.Galiba sorun sürekli bir şeylere sebep bulmamda ya da düşünmem de bilmiyrum ama ben de imalat hatası olduğu kesin.Cidden iyi değilim ama.Neyse konumuza geri dönelim.Bazen diyorum acaba nirvanaya filan mı ulaştım :)) tabi her zaman olduğu gibi saçmalıyorum.
          Şu ana kadar yazmış olduklarım genel olarak özeleştiri şeklinde olmuş.Bloğumun amacı da benim gibi manyakları bulmak,hayatın sıkıcı ve gereksiz maratonunda biz manyaklarla renk katmak istiyorum.Nasılsa körün halinden kör anlarsa manyağın halinden de manyak anlar.Bu demek olmuyor ki sadece kendim gibiler için yazıyorum.Asla.Eminim ki hepiniz de bu semptomlar bazılarınız da az bazılarınız da çok olarak vardır.Her kesimden her düşünceden insanın yazdıklarımdan bir şeyler bulabileceğine eminim.Bahsettiğim üzere içimde milyonlarca kişilik milyonlarca karakter var ve herkese yetebilirim.Psikolağa gidemediğime göre bunlarla barışık olmam gerekiyor.Ben manyaklıklarımla,paranoyalarımla mutluyum ve bütünüm.Fark ettim de nerdeyse çocukluğumdan belli çekiyorum bahsettiğim şeyleri.Ayrıca ben onlarsız asla yapamam.Çünkü yalnızım belki de ben kendi kendimi yalnızlığa itiyorumdur.Sonuçta bu sesler,karakterler,içimde her dilden her ırktan olan,hepsinin de ayrı ayrı fikirleri olan bir topluluk var ve onlar benim yalnızlığıma iyi geliyorlar.
        Yalnızlığı ve mutsuzluğu lanetimmiş gibi görüyorum.Kendimi mutlu hissedince garip oluyorum-acaba kaç insan böyledir- mutlu olduktan sonra- kendime göre her şeyin belirli bir sırası olduğunu ve yine aynı sırada mutsuzluğun geleceğine inanmışımdır.- yani anlayacağınız mutlu anımı berbat edip duruyorum. Sonrasını da suçluluk duygusu devam ettiriyorsa piyuuuu everest dağı kadar nurtopu gibi mutsuzluğumuz olmuş oluyor
     Eminim ki hepimizin az çok içinde barındırmış olduğu suçluluk duygusu vardır.Kimimizde azdır kimimizde ise çoktur ama hepimiz az da olsa suçluluk duygusunu duyarız. Ben de ise hat safada bu meret.Saplandımıydın bir daha kendini kurtaramıyorsun. Bir de herkeslerden nefret etme herkesten gıcık olma durumu var.Kimimiz çabucak güvenebilir ve çok samimi olur bir de benim gibiler var çok zor güvenir ve samimi bulmaz çoğu kişiyi. Öncelikle kendim açıklamak istiyorum bu konuyu şöyleki dünyayı saçma bulduğumu söylemiştim.Şimdi gelelim fasulyenin faydalarına.
  1)İnsanların ben de dahil olmak üzere tümü sadece para için yani bir kağıt parçası için yaşıyor ve çabalıyor. Ben de dahilim buna tüm emeğim ve çabam sadece ne için bir kağıt parçası için, niyeymiş kağıt parçasıyla da mutluluk geliyormuş. Doğru fakat farklı şeylerle de mutlu olmayı bilmemiz gerekiyor.Bana soracak olursanız sen küçük şeylerle mutlu olmayı biliyor musun diye hayır derim. Ama bilmemiz gerekiyor. Çünkü yavaş yavaş yok olmaktayız. Tüketiyoruz,tükeniyoruz. Sevgiyi,aşkı,sadakati,saygıyı,hoşgörüyü,Vs. Kimsenin yapıcı olduğu yok-bunlar benim içinde geçerli tabii- herkes vargücüyle kırıp döküyor,vay efendim ben dünyaya bir kere geldim.Haklısın arkadaşım sen zaten bir kere geliyorsun Allah bize torpil yaptı hadi hadi siz bir kere daha gidin dünyaya ama bu arkadaş gidemez o burada oturacak. Var mı böyle bir şey Allah aşkına.Ben de bir defa geliyorum arkadaşım herhalde. Ne güzel diyorsun işte bir defa geliyorsun işte niye birbirimizi kırıp dökelim ki, öyle değil mi? Bunları söylüyorum,burdan ahkâm kesiyorum ama gramını uyguladığım yok tabi ancak tepeden bakayım zaten,icraat da yok. İçimde birsürü kişilik,karakter olmasının en iyi yanı da bu ya olaya her şeyiyle bakabiliyorum(!). Aslında yaptığımız şey kıssasa kıssas. Sen benim kalbimi kırarsan canımı acıtırsan ben de seninkini acıtırım. Böyle böyle işte bulunduğumuz duruma geldik. HİÇLİK. Elimize ne geçti: kocaman bir boşluk,kocaman bir mutsuzluk aaa tabi meşhur kâğıt parçasını da unutmamak lazım,sonuçta PARA=mutluluk(!).



Bu blogdaki popüler yayınlar

KORKUYORUM SEVGİLİM/ MEKTUPLAR #3

Korkuyorum sevgilim. Korkuyorum ya başkasını seviyorsan diye ödüm kopuyor. En çok canımı acıtacak olan ihtimal bu. Sana bunları vermeme 9 gün kaldı ama içim içime sığmıyor bir bilsen. Nefesim daralıyor göğüs kafesim beni dinlemez oluyor sen aklıma geldikçe. Senden başka bir şey düşünmek istemiyorum, düşündüğüm zaman kendimden o kadar çok nefret ediyorum ki o kadar suçluluk duyuyorum ki inanamazsın. Hele senden başkasına bakmışsam sana nasıl ihanet ederim diye içim içimi yiyor. Bunu belki milyonuncu kez söylüyorum ama yine de bil istiyorum. Seni düşünmek, sana aşık olmam karşılık bekleyerek yaptığım bir şey değil. Bu hislerimin karşılığı yok,  hiçbir zaman olmayacak bunu da biliyorum ama olsun.
Neyime aşık oldun dersen sana verebileceğim 2 cevap var. 1) içine beni gömecekleri , belediye çukurunun çukur olmadığı GAMZELERİN
2) sigarayla içkiyle karıştığı sadece senin olan o KOKU ya aşık oldum.
Birinin ellerini cebine koyuşuna dahi bağlanabilirmişsin, sana kördüğüm olduğumda anladım.
Kaç gün…

FARK ETMEDEN SENİN OLMUŞUM/ MEKTUPLAR #2

Öncelikle hepinizden çok özür diliyorum yaklaşık 2-3 haftadır yazı paylaşamıyorum. Yoğun sınav haftam yüzünden inanın, derslerden kafamı bile kaldıramadım ama söz bu hafta bundan sonra bütün eksiklerimi kapatacağım. Hiç konuyu uzatmadan yazıya geçmek istiyorum.

Senin olmayan bir şeyi nasıl kaybedebilirsin? Senin olmayana nasıl dokunursun? Senin olmayan başkasının olabilir, başkası onu öpebilir, koklayabilir, en kötüsünü de ne biliyor musun sevgilim: başkasına ait olabilir. İşte seninle ilgili en kötü ihtimal de bu ya zaten. Başkasına ait olma düşüncen bile beni delirtmeye yetiyor. Ya başkasının olursan. 
Benim olmayanı kıskanıyorum, benim olmayana kavuşma hasreti ve bunun imkansızlığı... çok canım acıyor ya o kızı seviyorsan diye düşünmekten. Beni sevmen veya sevmemen önemli değil. Zaten seni sevmek, düşünmek, seninle ilgili hayaller kurmak karşılık bekleyerek yaptığım bir şey değil. Senden bu satırları okumandan ve bunların gerçek olduğuna inanmandan başka bir şey istemiyorum. Biliyoru…

YALAN SÖYLEME,BENLİĞİME DOKUNMA!

Hayatına girerken farklı sandığın kişinin, aslında diğerleri gibi olduğunu terk edilince anlarsın. Anlarsın ki aslında kimsenin, farkı yok kimseden. Sadece biri daha iyi yalan söyler, Biri daha iyi oynar oyununu. Hepsi bu.                                                                                                Can Yücel

Neden yalan söyleriz? Söylediğimiz yalanların gerçekten de renkleri var mıdır? Kırmızı,pembe, beyaz, mavi,lacivert,siyah yalanlar... Sizce neden yalan söyleriz, neden gerçekleri söylemek yerine onları gizlemeyi tercih ederiz? Korktuğumuz için mi, birinin iyiliği için mi yoksa canımız sıkıldığı için mi, yoksa mitoman olduğumuz için mi? Bunların herhangi biri ama siz hangisine giriyorsunuz acaba?

Ben asla yalan söylemem,hiçbir kategoriye girmiyorum DEMEYİN. Çünkü asıl şimdi yalan söylüyorsunuzdur.  Hepimiz illaki gün içinde olsun, ailemiz ileyken, toplum içindeyken olsun doğduğumuz andan itibaren büyük küçük yalanlar söylemişizdir. Yalan söylemek dediğimiz zaman aklımız…