Ana içeriğe atla

Haftasonu Ne yaptım? Bilim Dolu Günler : 3. ODTÜ Sinirbilim Günleri


''HAYAT SADECE BİR AN, YA EFENDİSİ OLURSUN, YA DA KÖLESİ''

                                                   AKİLAH,AZRA KOHEN,Çİ ADLI KİTABINDAN

  Evvett, herkese merhabalar, bu haftosonu ( 6-7 Mayıs 2017) ODTÜ'de gerçekleşen muhteşem bir etkinliğe katıldım: 3. ODTÜ SİNİR BİLİM GÜNLERİ. Muhteşem diyorum çünkü benim gibi bilime, özellikle de beyne, neurescience alanına meraklı arkadaşlar için gerçekten acayip verimli, ilgi çekiciydi. Bilimsel açıdan çok yararlı, işinin uzmanı, aydın konuşmacılar vardı. Bazılarını o kadar severek, ilgiyle dinledim ki 40 dakikanın nasıl geçtiğini anlamadım, bazılarını ise yarı bilincim açık bir şekilde, koltukta uyumanın en iğrenç şekliyle, ağzımdan salyalar akarak dinledim :(( napiyim burnum tıkalıydı canım açılıvermiş işte ağzım. Ayrıca benim suçum değil ya, eğlenceli anlatsaymış konuşmacı da di mi yaaa?



      6 Mayıs Günü ,güneşli bir cumartesiye uyandım.( sanki roman anlatıyorum, bendeki de ne havasıysa artık) ODTÜ 'ye bıraktı beni annişkoların en tatlişkosu :)) (anneye yağlama, ballama cilalama operasyonu başarılı) allahım kayıtta o kadar güzel bir poşetimsi bir çanta verdiler ki acayip beğendim ya utanmasam bir tane daha isteyecektim o derece yani.





 


İşte, gönlümün büyük sahibi, tasarımıyla olsun, boyutuyla olsun bayıldım. Eee sunumlarda da boş durmadım herhalde canım,notlar tuttum, konuşmacılara bazı sorular sordum, bol bol kahve içtim. Sanırım geri kalan hayatıma yecek kadar kafein aldım. Kafein patlamasından tuvaletin yolunu yalar oldum. Gerisini siz düşünün artık. Nescafe sponsor olunca, bir de beleş olunca kendimi kaybettim diyelim :) Aaa bir de Çatı Kafe' ye gittik. Ben ilk defa gittim ama acayip tatlişko bir yer. Her ODTÜ'lü bilir zaten. Yemekler özellikle tatlılar bir harika dostum. Ankara'da yaşayanlar kesinlikle gitmeli. Aklımda bulunsun da bir ara Ankara'da gidilecek mekanları da listeleyeyim. Şimcik gelelim konuşmacılara ve sunumlarına, sunum konularına. Bazılarını tek kelimeyle özetleyip geçebilirim, bazılarını da detaylıca açıklayacağım özellikle bunlar en beğendiklerimden.

6 Mayıs 2017 Cumartesi

1) DOÇ. DR. TÜLİN  YANIK

 Sevgili Tülin hocamızın konusu'' Atipik Psikotiklerin Yeme Davranışı ve Kilo Değişimi Üzerine Etkileri: Psikotik Hastalarda ve Sıçanlarda Yapılan Çalışmalar'' Anlayacağınız bir şekilde anlatacak olursam, Bildiğimiz antidepresif ve benzeri türevdeki ilaçların yani Antipsikotiklerin ( Nöroleptik) kilo alımını nasıl etkilediği üzerine konuştu, açıkçası ben anlatımını çok beğenmedim ama konusu çok güzeldi. İlaçların vücudumuzda ve sıçanlarda yapılan deneylerde leptin oranlarını nasıl artırdığını, leptin de yağ alımını, yıkımını, kilo artışını nasıl etkilediğini , yapmış oldukları çeşitli deneyleri bizlerle paylaştı. Dediğim gibi konu çok hoştu ama anlatıma biraz daha çalışmanız lazım Sevgili Tülin Hocam.

ANTİPSİKOTİK İLAÇ NEDİR?
Beyinde dopamin ve seratonin adı verilen maddelerin etkilerini değiştirerek, ruh halimizi, çeşitli sağlık problemlerimizle ilgilenerek görev yaparlar.

OLANZAPİN+ METFORMİN= KİLO ARTIŞI
Buradaki terimleri ben de bilmiyorum ama aldığım notlarda en çok buna önem vermişim. Bu da burada böyle dursun o zaman, sevgili bilim düşkünleri

2) Dr. Gülseren Budayıcıoğlu

gülseren budayıcıoğlu ile ilgili görsel sonucu

 Gülseren Budayıcıoğlu, Ankara'da sadece psikiyatri üzerine açılmış olan Madalyon Psikiyatri Merkezi'nin kurucusudur. Çok tatliş bir kadınıdır kendisi, ben de kendisinin merkezine gitmekteyim hala, biraz para düşkünü olmalarını saymazsak fena bir yer sayılmaz.
 Gülseren Hanım, ''KADER'' konusu üzerinde konuştu. Konuşmalar arasında en fazla sözel olan hatta tek sözel olan konuydu diyebilirim. Herhangi bir sunum olmadı, Gülseren Hanım KADER VE ALGI larımız üzerine konuştu, biz de dinledik.

KENDİNİZİ 5 YIL SONRA NEREDE GÖRÜYORSUNUZ?

Öğrendiğim ve cevabını hala düşünmekteolduğum soru bu oldu Gülseren Hanım'ın konuşmasından.

 3)DOÇ. DR. ARZU ÇELİK FUSS

Konusu '' Gelişimsel Duyu Nörobiyolojisi''olan bu hocamızın anlatımından dolayı biraz uyuyakalmış olabilirim, dakika saymış olabilirim ama konu güzeldi, anlatım keşke yavan olsaydı en azından katlanabilirdim, ama ortada ANLATIM YOKTU ki. Bizim ülkede bu çok büyük bir sorun açıkçası. Adam/Kadın o kadar sene çalışıyor, üniversite, doktora, yüksek lisans, mastır yapıyor ama bir konferansta adam gibi konuşmayı bilmiyor. Benim sözüm meclisten dışarı. Bunu sadece Arzu Hanım için söylemiyorum, ülkemizde yaşayan herkes için söylüyorum. Evet eğitim açısından kendimizi geliştirebiliriz ama kişisel ve sosyal açıdan da kendimizi geliştirmemiz gerekiyor.Ama açık söylemek gerekir ,2 gün boyunca en çok da bu hocanın sunumunda not almışım.

 Notlar:

1)  Her gün milyonlarca nöronumuz ölür, milyonlarcası da ölenlerin yerine üretilirler. Peki ölen nöronun yerine geçecek olan yeni nöron, hangi görevi yapacağını nasıl anlıyor, reseptörünü
(tanılayıcı, bir tür şifreli kapı görevi görür) nasıl tanıyor, nereden bilebiliyor????
 Bu soru hala bilimde cevabı verilemeyen, araştırılan milyonlarca konudan biridir.

2)  Bazı Nöronların birden fazla reseptörü (algılayıcısı) ifade edebilir, peki bunu sağlayan yapı nedir, sonuçta bazıları da tek reseptörleri ifade ederken bazıları, birden fazla reseptör ifade ediyor??

3) Mitokondrilerde  neden füzyon (farklı bir bölünme çeşidi) görülür, bu bölünme onlara neler sağlıyor??

Picture of the person4) PROF.DR.UĞUR HALICI

''DERİN ÖĞRENME'' adlı konusuyla ve derin mühendislik bilgisiyle ve üstün türev, integralli matematiği ile bizlere adeta ninni söyledi,1 saat çok güzel uyuduk. :)) Bu arada adının Uğur olduğuna bakmayın ben de başta erkek zannettim, ama kendisi çok hoş bir hanımefendidir. Bu arada yandaki resmi baya gençken ki bir resmi

5) YRD. DOÇ DR. ESRA MUNGAN

'' Müzik ve Algı'' konusu ile favorilerim arasına girdi sevgili Esra MUNGAN. Bizlere makam müziğinin ,batı kültüründe yetişen müziğin beynimizi nasıl etkilediğini ,makam müziğinin ne kadar detaylı olduğunu anlattı.

ANAHTAR KELİMELER VE ALTIN CÜMLELER
Algı Eşiği
Tonotopik Haritalama
Makam Müziği Algıyı Nasıl Etkiler?
Müzik ve Duygu
Müzik ve Bilinç
Beynimiz duyduğumuz sesleri( müzikleri) belleğe nasıl kaydediyor,perde aralayabiliyor mu?
Depresyonu sevmememize rağmen neden daha çok depresif şarkıları daha çok tercih ederiz?

6) DOÇ. DR. AZİZ. F. ZAMBAK

'' Sinirbilimde Modelleme ve Temsil Sorunu'' adlı konuşmasıyla pek de ilgimi çekmedi açıkçası

7) YRD. DOÇ.DR. DİDEM GÖKÇAY

''Gözbebeği Tepkisinde Bilişsel ve Duygusal Faktörlerin Rolü''
Üzgünüm ama bu ablamız da ilgimi çekemedi, konu başlığı ile ilgilenmiştim ama beğenmedim, üzgünüm tatlım bizimle diyılsııın!

8)ASSOC.PROF.DR.ANNETTE HOHENBERGER

Perception of vowel-harmonic VS vowel-disharmonic words in monolingual Turkish infants in the fisrt year of life'' adlı konusuyla ve minnoş tavırlarıyla, yılışık, tatlış kedi gibi anlatımıyla ilgi çekici sayılabilirdi diyebiliriz.

9) UZM.DR.GÜL YALÇIN ÇAKMAKLI

'' HAREKET BOZUKLUKARININ DENEYSEL MODELLERİ''  ilgi çekici bir sunum + konu ile çok güzel videolar yardımıyla sunumunu süsleyen anlatımını güçlendiren sevgili Gül Hocamıza teşşekkürrr ederizzz.

En beğendiğim 2 konuşmayı en sona sakladım. Biri Aşkın Nörobiyolojisi, ile Oytun Erbaş Öteki de Feminist tavrıyla Zeynep Başgöze'nin konuşması

10) YRD.DOÇ.DR. OYTUN ERBAŞ

Aşkın Nörobiyolojisi adlı konusuyla, komik, eğlendirici anlatımıyla, iğneleyici, açık sözlü, dürüst, samimi anlatımıyla favori konuşmamdı.
1) Espri,gülümseme, sıcakkanlı olmak ilk olarak tanıştığınız bir insan için çok önemlidir.Çünkü stres baskılayıcı hormonları artırır, böylelikle karşımızdaki insan güven duymaya başlar, güvenmeye başlayan beyin oktisosin hormonu seviyesi artar, bu da ilgi duymamızı,güvenmemizi sağlar
 2)Bir anının bellekte yer edinebilmesi için güçlü bir duygulanım ve zaman gerekir.
3) Craving Yoksunluk Etkisi: Bir çikolatayı ilk defa yediğimizde belli miktarda mutlu oluruz, eğer bunu her gün yersek artık aynı etkiyi yani aynı mutluluğu vermez, aynı atkiyi vermesi için 4-5 tane yemek gerekir. Aşk da tıpkı bunun gibidir, sürekli mıç mıç aşıklar bir süre sonra artık aynı mutluluğu hissetirmez, o yüzden bir süre uzak durmak lazım.





4) Birbirine karşı kötü koku hissedenler, ki bunlar genellikle erkeklerdir,ya da kardeşlerdir birbirleriyle genellikle çiftleşemezler, gen havuzunu genişletemezler. Çünkü protein yapıları birbirine çok yakındır. Yani kokusundan tiksindiğiniz birinden karaciğer ihtiyacınız olursa karaciğer alabilirsiniz.


AŞK BİR OBSESYONDUR YANİAŞK BİR TÜPTÜR











    

11) YRD.DOÇ.DR. ZEYNEP BAŞGÖZE

''Cinsiyeti Şekillendiren Beyin Bağlantıları'' adlı konusuyla benim gönlümü fethetti bu yüzden de en beğendiğim konuşma ile kapatmak istedim konuşmamı.En beğendiğim 2 konuşmamın birbirin tam zıttı olan 2 farklı konuyu savunmaları, birbirlerine tamamen zıt olması da ayrı bir ironi.



CİNSİYETİ ŞEKİLLENDİREN BEYİN BAĞLANTILARI:
Genetik yapı
Beynin Büyüklüğü/Ağırlığı
Hormonlar
Biyolojik Cinsiyet
Bağlantı Farklılığı
1) Androjen ve östrojenin farklılıkları, seviyeleri cinsiyet farklılıklarını tamamen etkiler tezi yanlıştır.
2) Beynimiz deneyimlerle şekillenen dinamik bir yapıdır
3) Fiziksel özellikler hangi kurallar çevresinde evriliyorsa davranışsal farklılıklar da aynı şekilde evrilir
4) Kum kuşlarında ve Tavuskuşlarında çocuk bakımını erkek kuşlar üstlenir.
5) Hormon mu davranışı etkiler, davranış mı hormonu etkiler?
6) Davranışlarımızı hormonlarımızdan çok sosyokültürel çevre daha etkilidir.
7) Testesteron seviyesi ve babanın çocuk bakımı birbiriyle ilgilidir.
8) Beklentiler, endişeler, fırsatlar, sosyal sınıf, kültürler çevre etkisini oluşturur
9) BEYNİN PLASTİSİTESİ: Herhangi bir şeyi öğrenirken bağlantıları kuvvetlendirip azaltabilir
10) KADIN-ERKEK BEYNİ FARKLILIKLARI:
 - Erkek beyninde laterilizasyon daha çok
 - Kadın beyninde daha çok bağlantı vardır
 - Kadınların corpus collusumu daha büyük
  - Broca alanı geniş olan insanların yani gevezelerin yön bulması daha zayıftır.
11) Beyni nasıl şekillendirirsen öyle olur, çevreden etkilenir, yalan söyler yani kadınlar erkeklerden ya da erkekler kadınlardan daha fazla yalan söyler tezi kesinlikle yanlıştır.
 Bir sonraki Bilim Dolu Günlerde Görüşmek Üzereee

Bu blogdaki popüler yayınlar

Babasız Büyüyen Çocuklar

Aslında aptallık bendeydi be pikaçü. Ailemdeki erkeklerden bile hayır görmemişken bunu dışarıdaki başka bir erkekten beklemek benim aptallığım oldu açıkçası. Baba yönünden zaten eksilerdeyim, amca dayı dede desen hak getire... Karşımdaki erkeklerde hep bir baba figürü aradım durdum, uzun bir süredir arıyordum da ama artık vazgeçtim sayılır, neden biliyor musun benim artık bir babaya ihtiyacım yok da ondan. Babaya ihtiyaç duyduğum yaşlarda değilim artık ne yazık ki. Ben o yaşları çooktan geçtim bile. İhtiyacım varken yoktu yanımda hiçkimse annemden başka. Şimdi zaten hiç ihtiyacım yok. Ne bir babaya, ne de baba yerine koyacağım başka birine.

           Babasız büyüyen çocukların hele ki babasız büyüyen kız çocuklarının hep bir yanı eksiktir. O eksik yanları kim ne yaparsa yapsın bir türlü dolmaz. İlk aşkları babaları olmamıştır, süperkahramanları babaları değildir. Mesela benim süperkahramanım her zaman annem olmuştur. Hastayken de, üzgünken de , mutluyken de yanımda sağolsun annem …

KADIN &ERKEK EŞİTSİZLİĞİ

Bugün kafamı yoran belki birçoğunuzun önemsemediği eşitlik ve adalet konularından bahsetmek istiyorum.Öncelikle tanımlarını yaparak başlamak istiyorum. Eşitlik, iki şeyin her yönden denk olması demektir. Adalet ise, her hak sahibine hakkını vermek ve haksızları cezalandırmak şeklinde tarif edilir. Aşağıdaki resimde bunu daha iyi göreceğiz.                                                                



              Aslında  bugün kadın-erkek eşitliğinin olmadığını,haklarımızın erkeklere oranla daha az           olduğu ve son olarak da ülkemizde çok olarak görülen kadın cinayetlerine ve kadına şiddet hakkında konuşmak istiyorum. Farkındayım söylemiş olduğum hiçbir konu tek bir yazıya sığacak kadar dar     kapsamlı konular değil en azından kısaca değinerek fikirlerimizin daha da kökleşmesini arzuluyorum.      Sadece kadınlara sormuyorum bu soruyu erkeklere de soruyorum. Sizce kadınlara Türkiye'de hak edildikleri değer veriliyor mu, düşünmenizi istiyorum.Ya da erkekler gibi özgü…

Affetmek Ve Özgürlük

YapabiIdikIerimiz ya da yapamadıkIarımız, oIası ya da imkansız oIarak gördükIerimiz, çoğunIukIa gerçek kapasitemizin bir sonucu değiIdir. Daha çok kim oIduğumuz hakkındaki inançIarımızın yansımasıdır. (Anthony Robbins)

Hepinize merhabalar canlar.
Biliyorum yeni yazı paylaşmayalı çok uzun zaman oldu. Neden diye soracak olursanız verebileceğim hiçbir cevabım yok. Sanırım korktum. Neyden korktuğumu da bilmiyorum. Vaktimin darlığından falan da değil, gayet yaz tatilinde boştum sadece yazmaya üşendim kısacası yazmak istemedim. Eee haliyle bu kadar uzun zaman da olunca anlatacak bir sürü şeyim birikti. Yazmadığım süreç boyunca da şunu fark ettim ki  insan eğer bir şeyi gerçekten yapmak istiyorsa onu engelleyecek kendinden başka hiçbir şey yoktur. Nereden mi biliyorum, kendimden biliyorum canım benim. Okul zamanı o kadar dersin işin gücün arasında bile yazabiliyorken şu an herhangi bir işim olmamasına rağmen uzun zaman yazmadım. Bakın yazamadım demiyorum, YAZMAdım. Çünkü niye ben istemedim, eğ…