Ana içeriğe atla

MUTLULUK BENİM HAYATIM, YA SİZİN Kİ ??

KAÇ HAYAT YAŞAYINCA  YORULUR İNSAN? KAÇ SENEDEN SONRA YAŞLI, KAÇ HEZİMETTEN SONRA BEZGİN, KAÇ SEVDADAN SONRA  KALPSİZ, KAÇ KELİMEDEN SONRA LAL OLUR KİŞİ?
                                                                                ELİF ŞAFAK-FİRARPEREST

mutluluk ile ilgili görsel sonucu

  ''Mutluluk Nedir?'' diye sormak istiyorum siz sevgili okurlarıma. Sahiden mutluluk nedir?

TDK'ya göre şöyleymiş:  Mutluluk, TDK sözlüğünde “Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık, saadetlilik” olarak tanımlanmakta olup, şimdiye dek sayısız değişik tanımları yapılmış görece ve göreli bir kavramdır.



Kimilerine göre mutluluk özgürlüktür, kimisine göre 1 paket çikolata (mesela ben), kimilerine göre spor,alışveriş, kitaplar... bu liste böyle uzayıp gider. Kısaca mutluluk;insana,yer ve zamana göre çok farklı olarak değişir, şekillenir. Peki ya sizin için mutluluk nedir?Bu sıkıcı, bıkkın, herkesin robotlaştığı bu dünyada sizi mutlu eden ne/neler var, hala neyi yapınca zevkten dört köşe oluyorsunuz, ağzınız yırtılıcasına kahkaha atıyorsunuz, seratonin seviyeniz zirve yapıyor?


  Mutluluk aslında bir bağımlılıktır. Daha çok mutlu olan insan hep daha fazla mutlu olmak ister, daha daha, daha.. derken bir de bakmış ki mutluluk bağımlısı olmuş. Çok klasik bir cümle olacak ama her şeyin fazlası zarardır. Mutluluğun bile. Çünkü güce ait olmak bize ne kadar zarar verirse, bir o kadar mutluluğa ait olmak da o kadar zarar verir. Mutluluk bağımlısı olan insan daha fazla ister, daha fazla ister. Bunun bir sınırı ne yazık ki yoktur. Mutluluğu elde etmeye çalışmak, onu zamanla hırsa dönüştürmektir aslında. İnsanoğlu doymaz, bıkmaz, bencildir. Aşk gibi mutluluk da bencilliktir. Ama mutluluk ne yazık ki, beraberinde bencilliği getirir. Buna bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Üzgünüm ama doğanın kanunu bu, Robotlaştığımız insanlığımızı unuttuğumuz , vicdanımızı kaybettiğimiz bu dünyada artık mutluluğun tanımı da hissettirdikleri de değişti. Artık mutluluk kazanma hırsı oldu. Hep bir şeyleri kazanmak için, başarmak için çabalıyoruz. Fark etmediğimiz şey şu ki başarmanın da , kazanmanın da sonu yoktur. İşte bizi felakete sürükleyen şey de budur işte. Bizi felakete sürükleyen mutluluğun küçük bencilliği değil bu bitmek bilmeyen kazanma, başarma hırsıdır. Bakmayın mutluluk deyince aklımıza gelen pespembe, mutlu hayallere. Onlar sadece mutluluğun yanılsamalarıdır, tıpkı çöldeki serap olayı gibi, hayallerimiz de mutluluklarımızın serap olayıdır. 


Her insanın kendince değerli buldukları, kıymetlileri, kutsalları vardır. Kiminin dinidir, kiminin parasıdır, kiminin evi, arabası, çocuklarıdır, sevgilisidir. İşte mutluluğumuzun altında bu değerlilerimiz yatıyor. Peki ya kıymetlilerimizi ne oluşturuyor? Cevap KENDİ mizdir. MUTLULUK=SEN demektir. Asıl mutluluk ancak ve ancak kendi kimliğini bulan, özüne kavuşan insana ait olur. Hani derler ya mutluluk sana gelmez sen ona gideceksin diye. İşte Mutluluğa da çat kapı gidemezsin. Önce evde mi diye kontrol etmen lazım, davetiye göndermen lazım, özüne dönmen lazım, ben hazırım gelmek için demelisin. İşte o zaman gerçek mutluluğu bulabilirsin. Mutluluk aslında çok uzakta değil, senin ruhunun saklı köşelerinde, gizli yeteneklerinde keşfedilmeyi bekliyor. Sadece GERÇEK mutluluğun da bir zamanı var o kadar.

Her şeyden önce kendi kimliğinizi sonrasında da GERÇEK MUTLULUĞU yakalamanız dileğiyle sevgili okurlarım. Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle. Seviyorum Sizleri:))


Bu blogdaki popüler yayınlar

KORKUYORUM SEVGİLİM/ MEKTUPLAR #3

Korkuyorum sevgilim. Korkuyorum ya başkasını seviyorsan diye ödüm kopuyor. En çok canımı acıtacak olan ihtimal bu. Sana bunları vermeme 9 gün kaldı ama içim içime sığmıyor bir bilsen. Nefesim daralıyor göğüs kafesim beni dinlemez oluyor sen aklıma geldikçe. Senden başka bir şey düşünmek istemiyorum, düşündüğüm zaman kendimden o kadar çok nefret ediyorum ki o kadar suçluluk duyuyorum ki inanamazsın. Hele senden başkasına bakmışsam sana nasıl ihanet ederim diye içim içimi yiyor. Bunu belki milyonuncu kez söylüyorum ama yine de bil istiyorum. Seni düşünmek, sana aşık olmam karşılık bekleyerek yaptığım bir şey değil. Bu hislerimin karşılığı yok,  hiçbir zaman olmayacak bunu da biliyorum ama olsun.
Neyime aşık oldun dersen sana verebileceğim 2 cevap var. 1) içine beni gömecekleri , belediye çukurunun çukur olmadığı GAMZELERİN
2) sigarayla içkiyle karıştığı sadece senin olan o KOKU ya aşık oldum.
Birinin ellerini cebine koyuşuna dahi bağlanabilirmişsin, sana kördüğüm olduğumda anladım.
Kaç gün…

FARK ETMEDEN SENİN OLMUŞUM/ MEKTUPLAR #2

Öncelikle hepinizden çok özür diliyorum yaklaşık 2-3 haftadır yazı paylaşamıyorum. Yoğun sınav haftam yüzünden inanın, derslerden kafamı bile kaldıramadım ama söz bu hafta bundan sonra bütün eksiklerimi kapatacağım. Hiç konuyu uzatmadan yazıya geçmek istiyorum.

Senin olmayan bir şeyi nasıl kaybedebilirsin? Senin olmayana nasıl dokunursun? Senin olmayan başkasının olabilir, başkası onu öpebilir, koklayabilir, en kötüsünü de ne biliyor musun sevgilim: başkasına ait olabilir. İşte seninle ilgili en kötü ihtimal de bu ya zaten. Başkasına ait olma düşüncen bile beni delirtmeye yetiyor. Ya başkasının olursan. 
Benim olmayanı kıskanıyorum, benim olmayana kavuşma hasreti ve bunun imkansızlığı... çok canım acıyor ya o kızı seviyorsan diye düşünmekten. Beni sevmen veya sevmemen önemli değil. Zaten seni sevmek, düşünmek, seninle ilgili hayaller kurmak karşılık bekleyerek yaptığım bir şey değil. Senden bu satırları okumandan ve bunların gerçek olduğuna inanmandan başka bir şey istemiyorum. Biliyoru…

YALAN SÖYLEME,BENLİĞİME DOKUNMA!

Hayatına girerken farklı sandığın kişinin, aslında diğerleri gibi olduğunu terk edilince anlarsın. Anlarsın ki aslında kimsenin, farkı yok kimseden. Sadece biri daha iyi yalan söyler, Biri daha iyi oynar oyununu. Hepsi bu.                                                                                                Can Yücel

Neden yalan söyleriz? Söylediğimiz yalanların gerçekten de renkleri var mıdır? Kırmızı,pembe, beyaz, mavi,lacivert,siyah yalanlar... Sizce neden yalan söyleriz, neden gerçekleri söylemek yerine onları gizlemeyi tercih ederiz? Korktuğumuz için mi, birinin iyiliği için mi yoksa canımız sıkıldığı için mi, yoksa mitoman olduğumuz için mi? Bunların herhangi biri ama siz hangisine giriyorsunuz acaba?

Ben asla yalan söylemem,hiçbir kategoriye girmiyorum DEMEYİN. Çünkü asıl şimdi yalan söylüyorsunuzdur.  Hepimiz illaki gün içinde olsun, ailemiz ileyken, toplum içindeyken olsun doğduğumuz andan itibaren büyük küçük yalanlar söylemişizdir. Yalan söylemek dediğimiz zaman aklımız…